Yazı Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Faik Yeni
faik_yeni@caykarahaber.com
Cevdet Sunay’ın bilinmeyen yönleri (6)
09 Aralık 2013 Pazartesi Saat 17:41

Çaykaralı asker ve devlet adamı 12. Genelkurmay Başkanı Türkiye Cumhuriyetinin 5. Cumhurbaşkanı Cevdet Sunay’ı yakından tanıyanlarla birebir görüşerek kaleme alan Çaykaralı eğitimci, araştırmacı yazar Faik Yeni’nin kaleminden siz değerli okuyucularımızla bilinmeyen yönlerini paylaşmaya devam ediyoruz.

 

İstanbul 28. Noteri, Türkiye Noterler Birliği Başkanı Hasan Yeni’nin Cevdet Sunay için söyledikleri:

 Yıl 1964. Ankara’da Kurtuluş Lisesi 6 Edebiyat A Sınıfı öğrencisiydim.

Bir önceki sene arkadaşlarla 2’nci Dedeefendi Sokakta bir evde kirada oturarak okumuştum. Ancak birçok zorlukla karşılaştığım için sıkıntılarım vardı. Bu sene son sınıfta olduğum için sıkıntılar daha da çoğalacaktı. Bir akrabamın Abidinpaşa’daki evinde kalmak için tadilat yapmaya başlamıştı. Bana çok yardımı olan Kibar amcayı burada rahmetle anıyorum.

Böyle sıkıntılarla karşılaşıp düşünürken birden aklıma Genelkurmay Başkanı olan Cevdet Sunay Paşaya mektup yazıp yardım istemek hususu aklıma geldi. Henüz okullar başlamamıştı. Tahminen eylül ayının başlarıydı. Sunay Paşaya bir mektup yazıp kendimi tanıttım, okumak istediğimi, ancak zorluklarla karşılaştığımı anlattım. Beni bir askeri okula veya askeri yurda yerleştirmesi için yardımlarını istedim ve mektubu postaya verdim.

Tahminen 15 gün sonra okullar başlamıştı. Sınıfta dersteyken Kurtuluş Lisesi Baş muavini sınıfa girerek, “Hasan, kitaplarını topla ve gel” dedi. Ben de kitaplarımı alarak koridora çıktığımda bir üsteğmenin orada olduğunu gördüm. Hocamız bana, “Sen Cevdet Sunay’ı nerden tanıyorsun?” diye sordu. Durumu anlamıştım. Üsteğmen bana Genelkurmaya gideceğimizi söyledi ve dışarıda bekleyen askeri araca binerek, Genelkurmay Başkanlığı’na geldik.

Doğrudan Emir Subayı Albay Turgut Özbahadır’ın odasına girdik. Benim yazdığım mektup önünde duruyordu. Bana: “Paşam senin durumun ile ilgilendi. Askeri okulların mevsimi geçtiği için olmuyor. Ancak, seni ordu evi veya askeri yurtlardan birine yerleştirebiliriz” dedi.

Ben de ailemin Çaykara’da olduğunu, burada kalacak yerim olmadığını ve askeri bir yurt olursa uygun olabileceğini ifade ettim.

O zaman Askeri Dikimevi Müdürlüğüne telefon ederek, subay çocuklarının kaldığı bir yurtta benim de kalmamı sağladı.

Ardından beni rahmetli Cevdet Sunay Paşanın yanına çıkardı. Paşamın elini öptüm. “Derslerine iyi çalış, seni takip edeceğiz. Ayda bir buraya bilgi ver!” diye öğüt vererek yanından ayrıldım.

Dışarı çıktığımda Albay Turgut Özbahadır, bir zarf içinde bana harçlık verdi ve her aybaşı Genelkurmaya uğramamı söyleyerek aynı askeri araç ile beni dikimevine gönderdiler.

Subay çocuklarının kaldığı yurda yerleştim. Artık rahat etmiştim. Çok kaliteli bir yerdi. Her aybaşı Genelkurmaya giderek Emir Subayından harçlık alıp, durumum hakkında bilgi veriyordum.

 

O yıl liseyi bitirdim ve üniversite sınavında Hukuk Fakültesini kazandım.

1966 yılında Cevdet Sunay Paşa TBMM tarafından Cumhurbaşkanı seçildi. Tabii buna çok sevindim.

Bir gün, Başyaver olan Albay Turgut Özbahadır beni köşke çağırdı. O zaman bir arkadaşın daha bizim yurtta olduğunu öğrendim. Halil isimli arkadaşla köşke gidip Cumhurbaşkanımızın elini öptük, tekrar yurda geldik.

Aradan birkaç ay geçmişti ki, yurt müdürü bana ve Halil’e, “Eşyalarınızı toplayın, yarın buradan ayrılıp köşke gidiyorsunuz” dedi. Eşyalarımızı toplayıp gelen bir araçla köşke gittik ve orada bir bölüme yerleştik. Orada daha önce Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel tarafından okutulan öğrencilerle birlikte kalıyorduk. Cumhurbaşkanımız, köşkü gezerken bu çocukların kaldığı bölüme gelince kim olduklarını sormuş, “Cemal Gürsel’in okuttuğu çocuklar” olduğunu öğrenince, Başyavere, “Bizim çocukları da buraya alalım” dediğini ve bizi bu şekilde köşke aldıklarını anladık.

Köşkte rahatımız iyiydi. Yemek ve çamaşır sorunumuz yoktu. Her ay harçlığımız veriliyor, ayrıca okula servisle gidiyorduk.

Daha sonra 5-6’sı bizim ilçemiz Çaykara’dan olmak üzere, 8-9 kişilik bir grup olduk.

Bayramlarda Cumhurbaşkanımızın elini öperdik.

Bu şekilde 1969-1970 döneminde Hukuk Fakültesini bitirdim. Sırasıyla Cumhurbaşkanımızın, Genel Sekreter Cihat Alpan Paşanın ve Başyaver Turgut Özbahadır’ın elini öpüp köşkten ayrıldım.

1971 yılında yedek subay olarak askerliğimi yaparken, daha sonra Hâkimlik Stajı ve Hâkimlik dönemlerinde bütün bayramlarda Paşanın bayramını kutlardım. Defalarca gidip elini öptüm; ta ki ölene kadar irtibatımız devam etmiştir.

Onun ölümünden sonra eşi rahmetli annemiz Atıfet Sunay ile ondan sonraki Emekli Albay Argun Sunay ile irtibatımız devam etmektedir.

Sunay Paşamızı Allah rahmet eylesin. Kendisi bana ve birçok kimseye yardımları olduğu gibi, ülkemizi 12 Mart 1971 Muhtırası ve arkasından yaşanan sıkıntılardan sağlık ve selâmetle çıkararak normal demokratik düzene geçilmesinde büyük katkıları olmuştur. Bunu bugün tarih yazmaktadır ve gün geçtikçe Sunay Paşamızın bu dönemdeki katkıları daha da çok değer kazanacaktır.


Gelecek yazı: 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in Cevdet Sunay için söyledikleri:

 

Bu makale toplam 5001 defa okundu.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ÇOK OKUNAN HABERLER
SİTE ANKET
Sizce Çaykara'da Yüksekokul Açılmalı mıdır?
Kesinlikle Açılmalıdır
Açılsa İyi olur
İlgi Alanıma Girmiyor
Açılmasa Daha İyi
Kesinlikle Açılmamalıdır
Künye . Reklam . İletişim . RSS   Copyright © 2002-2017 Çaykara Gazetesi
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR