Yazı Boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Muhammet Ali Sarı
horonaga@hotmail.com
Zihinler Darma Duman
03 Temmuz 2013 Çarşamba Saat 13:21

Farkında mıyız acaba; ferasetimizi düğümleyecek ölçüde hızlı değişen, değişirken de zihinsel kimyamızı alt-üst eden bir gündem bombardımanı altındayız. Daha mevcut satırları algılama telaşındayken, paragraflara yığınla yeni satırlar ekleniyor. Neticede de bölük-pörçük algıladığımız gündem, her birimizin şuuraltında tanımsız sayfalar oluşturuyor. Ve maalesef gelinen nokta itibariyle de, şimdilerde herkesin gündem algısı ve tanımı farklı. Hatta aynı kişiye 1 saat sonra aynı gündemi sorsanız alacağınız cevap 1 saat öncekinden farklı hatta ters olabiliyor. Hem algılama, hem de tanımlama problemi yaşıyoruz. Zihinler darma -duman. Bol parazitli gündem, alıcılarımızı da bozdu. O kadar çok saz istasyonu var ki ve o kadar çok sazan var ki, ne çalanın ne dediği belli, ne de izah edenin neyi algıladığı belli, ya da neyi paylaştığı…

Okuma yazma bilen bir toplumuz öyle mi? Yani hedef buydu. 29 harfle mesele halloldu öyle mi?  Evet mi diyelim buna? Hadiseleri, hatta gözümüzün içine girecek kadar net hadiseleri okuyamıyoruz. Yazmaya gelince ise her şey karalamadan ibaret. Tahsilli bir toplumla huzuru bulacağız öyle mi? Osmanlı Enderun mezunu Kazıklı Voyvoda (Drakula)’dan Ankara Üniversitesi mezunu Abdullah Öcalan’a, oradan da yakıp yıkmayla maharetlerini sergileyen bir çoğu üniversiteli Gezi eylemcilerine kadar ki silsile maalesef tahsilin ne kadar muteber olduğu konusundaki manzarayı ortaya koyuyor. Son bir asrın modası olan özgürlük sloganını baş tacı eden gençler, yine kurtların çobanlık yaptığı sürülerin parçası olmaya devam ediyorlar. Daha net bir ifadeyle; her zamanki gibi emperyalist kural koyucular, kanı kaynayan gençlerimizi, meydanlardaki ara eleman ihtiyacının tedarik mamulü olarak kullanmaya devam ediliyor.

En acı olan kısmı ise, olan biten bu garabeti, bazılarının siyasi yatırıma dönüştürme aymazlığı oldu. Meseleye ısrarla siyasi pencereden bakanlar için ise şunu söyleyeyim: En insafsız cinayetler için bile katilin kendini haklı gösterecek mazereti vardır. O katile yaptığı cinayetleri her hatırlatmanızda kendisini temize çıkartmak için en baştaki haklı gerekçesini gözünüze sokar. Dış güçler bizim için hazırladıkları paketlerin altına hep bu temyiz gerekçelerini iliştirmişlerdir. Bize yaptırmak veya yaptırmamak istedikleri şeylerin sac ayağı olarak bazen ağacı, bazen doğayı, bazen havayı, bazen dereleri, bazen bayrağı ve bazen de vatanı kullandılar. Bütün bu iğrenç planlarını, bu masum sac ayakları üzerine inşa ettiler. Bu maya her zaman da tuttu. Ve maalesef planlarının aksiyon sahneleri için hep gençlerimizi kullandılar. 

Keşke Sayın Başbakan çapulcu demeseydi ve çapulcuk bu kadar itibar kazanmasaydı. Keşke Sayın Başbakan kürtajı kınamasydı ve aile planlaması hususunda sesini çıkarmayan bazıları bebek katliamını “benim bedenim benim kararım” sloganlarıyla masumlaştırmaya kalkmasaydı. Keşke Sayın Başbakan ayrandan bahsetmeseydi ve birileri rakıyı milli içkimiz olarak ilan etmeye kalkmasaydı. İnşallah Sayın Başbakan hırsız, hain dolandırıcı ve yalancılara bir şey demez. Onların da itibar kazandığını görmek... Maalesef sözü söyleyene olan husumet, sözün özünü de bitiriyor. Siyaset her şeyin canına okuyor. Masum ve temiz her ne varsa hepsini murdar ediyor.

Taksim Gezi Parkı bahanesiyle yaşananlar, toplumumuzun ruhsal anlamda kırılma noktası oldu. İlerleyen yıllarda birçok sosyolojik tezin konusu olacak bir travma yaşadık. İt izi ile at izinin nasıl karıştığını, içindeki birçok habis haşereye rağmen birilerinin nasıl da toptancılık yaptığını, birkaç ağaçla başlayan bahanenin nasıl da kıtalar arası ihaleler şeklinde karşımıza çıktığını gördük. Üniversitede tarih hocamızın espri ile karışık bir sözü vardı. “Hatayı Alparslan yaptı” demişti ve eklemişti; “Geldi, dünyanın en değerli topraklarını fethetti, başımıza iş açtık.”

Rahat durmayacaklar. Yine zihinlerimizi allak bullak etmeye devam edecekler. Kargaşa ortamlarından fayda üretmeye çalışacaklar. Yine siyaset, halkı galebe çalacak. Yine siyasi istikbal milli istikbalimizin önüne geçecek. Yine ihtiraslar, entrikalar kol gezecek. Ve yine toplum mühendisleri kaos üretmeye devam edecek. Ama hepsinden daha sinir bozucu olanı ise, bizler yine gündeme iliştirilen yeni paragraflara yetişemeyeceğiz.

Bu makale toplam 5504 defa okundu.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
ÇOK OKUNAN HABERLER
SİTE ANKET
Sizce Çaykara'da Yüksekokul Açılmalı mıdır?
Kesinlikle Açılmalıdır
Açılsa İyi olur
İlgi Alanıma Girmiyor
Açılmasa Daha İyi
Kesinlikle Açılmamalıdır
Künye . Reklam . İletişim . RSS   Copyright © 2002-2017 Çaykara Gazetesi
Sitemizdeki yazı, resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz kullanılamaz.
Yazılım & Tasarım : Mahmut ÖZDEMİR